|
ELMADAĞ-EMİRDAĞ YANIK ŞEHİR EFSÂNESİ(Gülce-Bahçe)
|
|
02-26-2012, 02:14 AM
(Bu Mesaj 02-28-2012 10:16 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : admin.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
ELMADAĞ-EMİRDAĞ YANIK ŞEHİR EFSÂNESİ(Gülce-Bahçe)
ELMADAĞ-EMİRDAĞ YANIK ŞEHİR EFSÂNESİ(Gülce-Bahçe)
Sen tiriti bilir misin yiğidim? Hele ki düğün sofralarında et tiritini Kış aylarında soğan tiritini ve Hüzünlü bir sonbahar ortasında Sarı çemen tiritini Yedin mi hiç, söyle bana?! Ya madımak topladın mı bayırlardan? Yeryüzünün en güzel tatlısı höşmerimi, Kıynaçı, ulavaşı bilir misin? Mis gibi apaydınlık bir köy sabahında Tandırdan uzatılan kete yaktı mı avuç içini? Haside, arap aşı, omaç aşı, fıtfıt aşı ve erişte Duydun mu bu yemek isimlerini hiç? * Aynı yemek, aynı töre, Aynı giysi, Türküler söylenir dillerde Türküler aynı türkü : "Emirdağına kara gidelim, Ayvadan usandık nara gidelim Ya da Emirdağı birbirin ulalı..." * Özgür ufuklarımızda parıldayan güneştirler, Emirdağ, Elmadağ ve şehr-i Yozgat; kardeştirler * Üç kilometre batısında Gömü Köyü'nün "Ören" diye bilinen tarihi bir yer var Anlatır efsâneyi büyüklerimiz Ben nakledeyim siz de dinleyiniz : Ören, ören derler; sır şehrine Çözülsün sırrı birer birer Bilsin, yakın uzak her yer Konuşsun yerler, gökler Dile gelsin seher Gömü Köyü halkının "Yanık Şehir" dediği Büyük bir şehir varmış Yozgat'mış adı onun.. Her yıl baharla birlik Koruma altındaymış Hıdrellez gününe dek Hiç bir canlı girmezmiş Şehr-i Yozgat iline * Örene bak örene Çiğdem çiçek törene Mevlâm sabırlar versin Sana gönül verene Örenden gel örenden Kan damlıyor yârenden Mevlâm ayrı koymasın Şu gönüle girenden * Gömü Köyü’nde hıdrellez Öylesine anlamlıydı. Ören denilen yerde. Köyün yarısı kurban keser, Pilavlar dökerdi kazanlarla Ve hazırlanan yemekler İkram edilirdi cümlesine Ana, bacı, oğul, kız, kızan Ayırmadan... Ören'de bulunan yatırda, Kurak geçen yıllarda Yağmur duaları yapılırdı. Topluca... * Rivayete göre, 1400-1500 yıllarında Han-Bayat yolu üzerinde Arkası dağ, önü ova olan bu şehir, Eski Gömü’nün aşağısında (Aşağı Yortu) su kanalı bulunan yer, Havası güzel, suyu bolmuş. Dağ bölgelerinde hayvancılık; Ovasında çiftçilik Ve meyvecilikle uğraşılan Güzel bir yerleşim yeri olmuş Anlaşılan... Hâlâ günümüzde bile Bağ veya ağaç kütükleri çıkmakta Bu alanda Yer yer yanmış külleri görülmekte, Bir de oymalı taşları Köylüler tarafından götürülüp Avlu duvarlarına süs olarak örülmekte, Sırrını yaşatmış Yozgat şehri Bu şekilde asırlarca gönüllerde Ve aratmış zamanın ateş mavisine sesi Merakta koyarak herkesi... * Yanık şehir, yanık şehir Sevdamıza tanık şehir Sor tarihe dinle işit Acep neden sanık şehir Bedir Köyü, Sungur gibi Emirdağ'da Yozgat varmış Bir zamanlar ıpışılken Şimdi viran, sönük şehir. * Yine rivayete göre, Fatih Sultan Mehmet 1481’de vefat ettiğinde Büyük oğlu 2. Bayezid Amasya Valisi iken İstanbul’a gelerek Tahtına oturur babasının... Ve kardeşi Cem Sultan Küçük kardeş olmasına rağmen “Tahta ben oturacağım” der Bilirsiniz, isyân eder... Beşyüz süvari toplar Konya Türkmenlerinden Yürür Bursa'ya Bursa'ya... Önce Yozgat şehrine gelir. Anlaşır Yozgat Türkmenleriyle Yanına alır, yüz kadar da süvari Cem Sultan’ın askerleri Yürür Bursa'ya Bursa'ya... Cem Sultan Bursa’da Para bastırır kendi namına, Hutbeler okutturur Ve padişah ilân eder kendisini... Bunu duyan 2. Bayezid İstanbul’dan kuvvetli bir orduyla Varır Bursa’ya Bursa'ya... Askerî gücü zayıf olan Cem Sultan bozguna uğrar, Kaçar Konya'ya. Oradan Mısır’a, Mısır’dan Fransa’ya gider. Ağabeyi Bayezid, Geçim masrafını Cem Sultan'ın Türkiye’den göndermek suretiyle temin eder Bilirsiniz değil mi? Öte yandan Cem Sultan’ın hadisesi üzerine Yozgat şehri Cezalandırılır Padişah fermanıyla… Padişah buyruğudur karşı çıkılmaz Yakılıp, yıkılacak, yok edilecektir Kalmayacaktır taş taş üstünde Yozgat şehrinde... Payitahttan vazifeli memurlar Şehrin ileri gelenlerini toplayıp Anlatırlar durumu. Şehir boşaltılır, Pahada ağır, yükte hafif neleri varsa Toparlayıp bir an evvel oralardan ayrılıp Koyulurlar yola... Ve Yozgat şehri ateşe verilir. Koca bir şehir yana yana kül olur. Yozgat ahalisi nereye göç etti diye soracak olursanız eğer Büyüklerimizden bize aktarıldığına göre, Bir kısmı Ankara’da Asi Yozgat'a Ki şimdiki adı Elmadağ olan ilçeye yerleşmişler. Diğer bir kısmı da Çapanoğlu Yozgat’ına gitmiş, Rivayet edilen budur işte... * Bol meşelikli Güçlü ardıç ağaçlarıyla kaplı İki dağ arasında Asi Yozgat Elmadağ Çatal yürekli yiğitlerin diyarı... Sırtını dayamış Karakaya'ya Çevirmiş yüzünü İdris Dağı'na Bakışlarında başkent üzümü Altın sarısı çiğdemler avuçlarında * Bir türkü söyleyelim bir türkü Yürek yüreğe verip bir türkü Duysun içimizi dağlar, taşlar, bulutlar Sesimize ses katsın yeni baştan Bedirköyden, Sungurdan, Ve Tebet kalesinden topladığım Bal damlatan dutlar... Höşmerim gitsin Elmadağ'dan Emirdağ'a ansızın Bayramı olsun hıdrellez gününde bayramı Oğulun, uşağın, kızın... "Hammeyveydim kopardılar dalımdan" "Meşeler güvermiş varsın güversin" diye diye "Emirdağına kara gidelim, Ayvadan usandık nara gidelim" Olmaz mı?.. Mustafa CEYLAN |
|||
|
|